Dünya yine kör, dünya yine sağır, dünya yine dilsiz.
İsrail mahkemelerinin aldığı son karar, sadece hukukun değil, insanlığın da idamıdır. On iki bin Filistinli hakkında verilen idam kararlarının onaylanması, tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Üstelik bu insanların binlercesinin çocuk olduğu söyleniyor. Çocukların yargılandığı, çocukların idama mahkûm edildiği bir dünyada artık hukuktan, insan haklarından, demokrasiden bahseden herkes önce aynaya bakmalıdır.
Soruyorum: Vatanını savunmak suç mu? İşgal edilen topraklarında yaşamak istemek suç mu? Evini, mahallesini, şehrini terk etmemek suç mu? Eğer bunlar suçsa, dünyadaki bütün halklar suçludur. Ama gerçek şu ki suçlu olanlar, işgal edenlerdir; suçlu olanlar, bombalayanlardır; suçlu olanlar, çocukları hapishanelere atanlardır.
Bugün dünyanın gözü önünde büyük bir zulüm yaşanıyor. Ama ne yazık ki dünya devletleri susuyor. İnsan hakları nutukları atan Avrupa susuyor. Demokrasi dersi veren Amerika susuyor. Birleşmiş Milletler susuyor. İslam ülkelerinin büyük çoğunluğu susuyor. Herkes kendi çıkarının hesabını yapıyor, ölen çocukların, idam edilecek gençlerin hesabını yapan yok.
Bu nasıl bir adalet? Bu nasıl bir dünya düzeni? Bir yerde bir ülke birini idam ettiğinde ayağa kalkanlar, söz konusu Filistin olunca neden susuyor? Demek ki onların adalet anlayışı, güçlüye göre değişen bir adalettir. Demek ki onların insan hakları anlayışı, kimin öldüğüne göre değişen bir insanlıktır.
Bugün Filistin’de yaşananlar sadece Filistinlilerin meselesi değildir. Bu, bütün insanlığın sınavıdır. Ve ne yazık ki insanlık bu sınavdan her gün biraz daha kalmaktadır.
Tarih boyunca zalimler hep vardı. Ama zalimleri güçlü yapan, mazlumların yalnız bırakılmasıydı. Bugün de aynısı oluyor. Filistin yalnız bırakılıyor, Filistinli çocuklar yalnız bırakılıyor, Filistinli mahkumlar yalnız bırakılıyor.
Ama unutulmamalıdır ki zulüm ile abad olanın sonu mutlaka berbat olur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bugün güçlü olduğunu zannedenler, yarın insanlığın vicdanında mahkûm olacaktır.
Sessiz kalan herkes bu zulmün ortağıdır. Konuşmayan siyasetçi, yazmayan gazeteci, görmeyen medya, tepki göstermeyen devletler… Hepsi bu utancın bir parçasıdır.
İnsanlık bir gün bu sessizliğin hesabını verecek. Ve o gün kimse “haberimiz yoktu” diyemeyecek. Çünkü bugün her şey bütün dünyanın gözleri önünde oluyor.



























