Almanya son yıllarda istatistik tablolarında sessiz ama ısrarlı bir yükselişe tanıklık ediyor: uyuşturucu kullanımı ve özellikle esrar tüketimi artıyor. Daha da dikkat çekici olan ise bu artışın yaş ortalamasının giderek düşmesi. Tartışma artık sadece “yasallaşma doğru mu?” sorusuyla sınırlı değil; mesele, bu politikanın genç kuşaklar üzerindeki gerçek etkileri.
Resmî veriler net: Esrar, Almanya’da açık ara en yaygın kullanılan yasadışı maddeydi ve 2024’teki yasal düzenlemeyle birlikte bu durum yeni bir evreye girdi. Yetişkinler için kısmi yasallaşma, devletin argümanına göre kontrolü artıracak, kara piyasayı zayıflatacak ve sağlık temelli bir yaklaşım getirecekti. Ancak rakamlar, hikâyenin tamamının bu kadar basit olmadığını gösteriyor.
Özellikle 18–25 yaş arası genç yetişkinler, bu tablonun merkezinde yer alıyor. Son on yılda bu yaş grubunda esrar kullanımı neredeyse ikiye katlandı. Bugün her üç genç erkekten biri, her beş genç kadından biri son bir yıl içinde esrar kullandığını söylüyor. Bu, artık marjinal bir davranış değil; gündelik hayatın sıradan bir parçası hâline gelmiş bir alışkanlık.
Daha küçük yaş gruplarında tablo görece farklı. 12–17 yaş arası gençlerde kullanım oranları büyük sıçramalar göstermiyor; hatta bazı yıllarda düşüş eğilimi var. Bu durum, “yasallaşma çocukları hemen vurdu” söylemini zayıflatıyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: asıl risk, yasal değişiklikten çok toplumsal normalleşme. Esrarın “zararsız” algısıyla sunulması, gençlerin risk algısını aşağı çekiyor.
İşin sağlık boyutu ise göz ardı edilemeyecek kadar ciddi. Bilimsel araştırmalar, 25 yaşına kadar süren beyin gelişiminin, düzenli esrar kullanımıyla olumsuz etkilenebileceğini söylüyor. Dikkat, hafıza ve karar verme mekanizmaları bundan payını alıyor. Psikolojik sorunlar, özellikle yüksek THC içeren ürünlerle birlikte daha erken ve daha sert ortaya çıkabiliyor.
Bir diğer çarpıcı veri de tedavi merkezlerinden geliyor. Son yıllarda esrar nedeniyle danışmanlık ve tedavi talebi artıyor. Bu artışın bir kısmı, yasallaşmayla birlikte insanların daha rahat yardım istemesinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak tamamını “görünürlük artışı” ile açıklamak mümkün değil. Ortada gerçek bir sorunlu kullanım artışı var.
Almanya bugün kritik bir eşikte duruyor. Yasallaşma, doğru önlemlerle desteklenirse zararı azaltabilir; desteklenmezse yeni bir kuşağın bağımlılık hikâyesine dönüşebilir. Gençlere yönelik önleyici politikalar, eğitim programları ve erken müdahale mekanizmaları olmadan atılan her adım eksik kalacaktır.
Kısacası mesele esrarın yasal olup olmaması değil. Mesele, genç bir toplumun riskle nasıl baş ettiği. Ve görünen o ki Almanya, bu sorunun cevabını henüz tam olarak bulabilmiş deği



































